"bu güne kadar kendimi sevemediğim ve kendime şefkat gösteremediğim kadar seni sevmeye çalıştığım ve sana şefkat vermeye çalıştığım, kendimi anlamadığım yılların karşısında, seni anlar içinde, dakikalar içinde hep anlamak için uğraştığım, “-benim geçmişim çok kirliymiş, çok dağınıkmış, ben zaten bu başıma gelenleri hak ediyormuşum.” gibi davranıp, seni karşımda melekleştirdiğim, seni hatta melek de değil tanrılaştırdığım bütün anlar için kendimden ve bana değer veren herkesten özür dilerim öncelikle. çünkü ne ben iblisim ne sen meleksin, ne ben kulum ne sen tanrısın. sana da çok anlam yüklediğim için ve seni hiç olmadığın kadar iyi biri olarak görmeye çalıştığım için senden de özür dilerim. çünkü mutlaka bunun altında ezildin ve ezildiğin için hiddettlendin. ve beni belki asker arkadaşın zannetin, belki çocukluk arkadaşın mahalleden, belki okulda maddi durumu senden iyi olan sıra arkadaşın zannetin beni, belki saçları daha gür olan adam zannetin berberde yan koltuğunda oturan, bel...
Deneme artık lütfen... Ben seni hallettim. Aramızda konuşacak, çatışacak, uzlaşacak bir şey de yok. Konu sen değilsin. Mesele artık yaralanan benle, iyileşen ben arasında. Bu ilişkiyi bilmekten, yanılmaktan, düşünmekten halsız düştüm. Derdim başımdan aşkın ama inan artık öznesi sen değilsin. Ben senden kalanı daha önceden üstüme kalanlara katıp özüme yerleştirdim. Adın önemsiz artık... Gidişinle değil, kalakalışımla ilgileniyorum. Benden kopardığın ve ben sustukça parçalara ayırdığım beklentilerimi artık yerlerden toplamıyorum. Bana batırdığın ve ben yok saydıkça daha da bastırdığın hayal kırıklığını göğsümden çıkarmadım. Taşıyorum... Sızladıkça seni anımsıyorum. Ölmemek için... Yara orda, tedavi ettirmedim, üstüne konuşturmadım. Acım senin beni acıtmış olmana değil artık, benim senin beni acıtmana bu kadar razı olmuş olmama. Ben seni hallettim. Kendimle ilgili halledeceklerimin daha zamanı var. Deneme artık lütfen. Varlığın bana varlık değil, yokluğunun yoksunluğunu çekmiyorum. Zaafla...