Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayat Rio karnavalı değil

İçim gül biraz güldür biraz... Dümdüz bir insanım ben. İçim dışım dostum düşmanım aşkım nefretim hepsi ortada. Kaos beni içine çekse bile her hengamede basit düşünüp düz mantık ilerliyorum. Seviyorsam gösteriyorum istemiyorsam söylüyorum yapacağım her şeyi iyi yada kötü karşımdakinin gözüne baka baka söylemeden rahat edemiyorum. Üzülür mü düşünür mü beni      acıtır mı farketmez en azından yıkılmaz. Keşke benide böyle dümdüz üzseler. Dolaylı yollardan    üzülüyorum. Ben hep yapmazlar sanıyorum. Ne geliyorsa başıma sanmaktan geliyor.  Seviyorum, sevgimi hakeder mi kendini kaf dağına taşır mı farketmez ben o an canımı çıkarıp verecek kadar seviyorum gerisi kendi tercihi.  Sevince nasıl ilah gibi tapıyorsam kırılınca dinden çıkmış şeytan gibi kaçmak istiyorum ikisinin arasında bana yer yok kendine müslüman olamıyorum. Sakin sakin kavga etmek, bir kaç durak sonra intikam almak, siniri sindirmek, acıya ara vermek tabiatıma aykırı. Üzülünce her şey yakılıp y...

Kandırılmama Duası

Google’a kandırılmama duası yazıp aratmayı bile düşündüm. Gerçeği hissediyorum ama  Allah’ım sen bir tur daha göster nolur diyorum rabbim acıyor ucundan kenarından gösteriyor, bu kez bi de ima eder gibi değilde tam göster anlamadım diyorum kurban olduğum zekamı biliyor tekrar Full HD gösteriyor ikna olamıyorum allahım yaaaaa ben yapamıyorum sen yap diyorum oluyor bişeyler işte. Ne oluyorsa ben beceremediğimde o yapıyor. Ben hiç bir şey beceremez aynaya baktığımda kendimi göremez oldum.  Göster deyince gösterene şükürler, gördüğünü anlamayıp mal gibi dümdüz ilerleyene de lanet olsun.  Hep düşünüyorum  Saçımı siyaha boyatmayı, spora tekrar başlamayı , onlar gibi yalancı olmayı, işe girmeyi , kedi beslemeyi, ve hatta sigaraya başlamayı bile oturup ciddi ciddi düşündüm.  Sosyal medyaya yol verdiğim andan itibaren dışarda akan hayatın gerçek çirkinliğini gördüm. İnsan yokmuş ki dışarda. Herkes potansiyel hasta. Bir tane normal insan kalmamış herkes yürüyen tiktok hes...

Sevginin ederi ne ?

  Rüyadayım sanmıştım rüya değil gerçekmiş kavak ağaçlarından sağa dönünce uyandım.  Üç boyutlu bir dünya elimde kocaman elma inanmak istersen al bir ısırık. İnanıp bir masalı yaşamak bile ellerimde. İstemem doydum dersen tükür o  sindiremediğin elmayı tak geriye bas son gaz. Ne kalabiliyor ne gidebiliyorum. Benim sorunum tam olarak bu. İplerim ne yöne çekilirse o tarafa ikna oluyorum. İkna olmak için yolun ortasında öylece bekliyorum tenezzül edilirse gelip anlatacaklar tepkisiz kalır dinlersem biraz daha uzun konuşacaklar tepki verir düşüncelerimi söylersem orda öylece bırakıp beş ayda geldikleri yolu beş saniyede arkalarına bakmadan gidecekler. Çünkü düşüncelerimle hislerimle uğraşacak vakitleri yok. Sevgileri çok ama tahammül yok. Sevginin ederi ne. Kaç lira bir haftalık sabır sükunet merhamet . Ne vermek gerekiyor sabırla sonsuz sınırsız sevilmek için. Kendimden ödün vermek ödediğim bedeli arttırıyor. İnat edip hayatı zindan etmek beni herkesten çok zorluyor. Ben ina...

Sihirli/sinirli

Sihirli/sinirli Yaradan beni yaratırken yürüyen bir sinir krizi yaratmak istemiş. Çevrem sinirime alıştı eyvallah, ya he canım deyip geçiyorlar zaten üç dakikada saman alevi gibi sönüyorum ama ya he demeyenler... cinnetülvahşet. Cinnetim karşımdakinin dudağından çıkan iki kelimede olmamalı yaaa  😣 Bu kadar yorucu bir hayatı ben bile isteye yaşıyor olamam insan kendine bu işkenceleri yapmamalı  🥺  Şımarık büyütülen her insan yavrusu gibi hayata arsızlaşıp şu yaşımda her istediğim olmak zorunda felan sanıyorum. Kendimi istediğimin o an olamayacağına, bunun benim elimde olmayan bir şey olduğuna, mantıksızca saçlamaladığıma aslaaaa ikna edemiyorum yemin ederim tüm hücrelerimle delirdiğimi biliyorum ama sakin olamıyorum durduramıyorum kendimi. Sihirli değilim ben sinirliyim  🥺 bunu avuçlarıma yazmam gerekiyor günde yüz kere görüp anlamam için Ela ile Lale gibi beşyüz sayfa tekrar etmeliyim. Ama beyinde tıkanan hadsizlik damarım algılarımı öldürüyor ve iki buçuk yaş zek...

Akaospozitif

İlk vazgeçilen olmak Bu ara en çok zoruma giden şey bu leş duygu. Ben ne zaman birileri için bir tercih meselesi bir seçenek oldum. Ne münasebetle kendimi bir şık gibi sundum. Beni ne zaman çok sevdiler, sevdikleriyle aynı kefeye koydular    ağır geldim elediler.    Hep ben miyim fazlalık olan savrulmaya mahkum kötü çürük  olan. Konu bana gelince kimse neden vicdanının yerini bulamıyor.    Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Bana neden merhamet edilmiyor kim bozdu bu dengeyi. Damarlarımda gezen Akaospozitifken ben vicdan merhamet empati olaylarını felan nasıl yapıcam. Bana yüklenen özelliklere onları yüklersen bu sistem çöker. Çöktü de zaten. Çok zorlanıyorum kafam artık almıyor plan yok taktik yok istek yok heves yok gece yok gündüz yok yemin ederim nefes bile yok. Savrulan her yaprakta kendimi görüyorum. 9/5 tansiyonumla 6 saatte kendimi kendime yediren sabrımla yok oluyorum. Birileri bişeyler söylüyor haklı bulup ağlıyorum birileri sabret diyor inan...

Kimseye kızamadım Kimseye küsemedim

Kimseye kızamadım Kimseye küsemedim Sonunda kendime küstüm, sonunda hayata... Düşündüm banka soymayı, ulu orta soyunmayı.. Hayatımdaki herkesi vurmayı affedin..  DEP RES YON DA YIMM!   27 senelik hayatımın 5 i hariç 22 si kol gibi depresyon. Bir aptal olup seveydim böyle hayatın ızdırabını ama sevemedim çok kızdım küstüm kırdım kırıldım kahrettim lanet ettim. Sevgisiz sevimsiz merhametsiz çıkarcı yalancı arsız insan dışında kimseyle mi tanışmadım ben. Hep mi bendim yanlış olan. Sorgulamaktan düşünmekten çaresizliğimden kendimden yoruldum yaşadıklarımdan sıkıldım. Geçici zaferler, sıkıcı roller, samimiyetsiz sözler, yalana batmış sonu gelmeyen şerefsiz günler. Bedenimi bir köşeye bir elbise gibi bırakıp günahlarımın dövme gibi ince ince işlendiği ruhumla cehenneme koşar adım atlamak istiyorum. Daha ne kadar yanmam gerekiyor bu dünyada bilmiyorum ama artık hiç bir şeye DAYANAMIYORUM. Anladım ki ne yaşarsam yaşayayım o balkonda o gece hıçkıra hıçkıra ağladığımda kimse gözyaş...

Yaşattıkları yaşayacaklarının teminatıydı

Merhaba Tam beş blog yazdım fakat yayınlamadım. Ölmedim süründüm süründürmeden anlatamazdım. Hayatımın hiç bir şey olmadıysa bile kesin bir şey oldu evresindeyim. İnanılmaz şeyler oluyor. Geçen ay bu ana ışınlansam yok amasının anı derdim. Yaşarken bile çocuk gibi tepinerek sızlanırken hadi yaaaa valla mı ciddi mi bunlar yok artık bu da mı yaşanıyor diye elimi kolumu ısırarak yaşıyorum. Özetlemek istiyorum fakat bu şey gibi beş sezonluk diziyi bir ayda bitirip üç dakikada alakası olmayan birine anlatmaya çalışmak gibi. Az önce buzlukta yarım bırakılmış dondurma gördüm bir aydır kaybolan hislerim dondurmaya bürünmüş, içim sızladı. İnsan başına her geleni atlatmayı kimden öğrendi afedersiniz sıçmak gibi bişey mi iç güdüsel çözüme programlanma. Madem ölüm hariç herşeyi çözebiliyoruz neden tanrım benimle kedisiymişim gibi miyavlatarak oynuyor. yanlış yaparak, açtığı yolda, gösterdiği hedefe, yemin ederim durmadan koşarak yürüyeceğime. Yaşattıkları yaşayacaklarının teminatıydı onlar geçer s...

Aynı hayatı kaç kere yaşar insan?

İnsan ölmek ister mi?  İstiyormuş.  Kendimde değilim ama başkasında da değilim sadece kendimi arıyorum kendime gelip aklıma fikir vermek istiyorum. Hissettiklerimi anlatmak istiyorum bu olayı atlattığımda üzülmemek için iliklerime kadar kazımak istiyorum ama hissedemiyorum canım yanıyor ruhum sancıyor bedenim acıyor kalbim kanıyor ama ben düşüncelerimi duyamıyorum. Aynı hayatı kaç kere yaşar insan. Aynı yalana kaç kere inanır. Aynı yaradan kaç kere yara alır. Kendimi kötülük kraliçesi sanıp Allah’a neden kalbim taş diye sorarken deli gibi ilahi adalet arayıp canım yansın isterken zaten ilahi adaletin merkezinde olduğumu görmemle kendime acıyorum. İnsanın kendine acıması kadar korkunç bişey var mı. Ben bu aciz halimi nasıl kaldırırım bilmiyorum aldığım oksijeni kendime yük etmekten kurtulamıyorum. Düşmedim düşürüldüm bu korkunç bu delirtici bu gerçekten nefes kesici.Kafamda ilk defa kendimi öldürüyorum canım yanmadığı için ağzım sulanıyor ölüme. İçimde başkalarını öldürmek vicd...

Kendimin efendisi ve kölesiyim.

Bir kez daha aptallığın üzerime kene gibi yapışıp kanımı emerek büyüdüğünü görmek beni şaşırtmadı. Sarstı. Sarsılmak.. Tek kelimeye kocaman depremler sığdırmışlar. İçimdeki fay hatları hala aktifken aklımı bir kenara koyup kalbimin üzerine oturmak istiyorum... Oturuyorum elimde küçük bir anahtar yorgunluğum suskunluğum ve eğitilmez hırslarıma çizikler atıyorum kanıyor ama ölmüyorum. Kafamda herkes birbirine kızıyor herkes birbirine düşman. Ben kendime. İnsanın herkesi mum gibi dikip ot gibi ezip kendine tek kelime geçirememesi korkunç. Kendimden korkup kendine sığınıyorum ellerimdeki günahla kendimi yeniden kaldırıyorum. Affedemiyorum belki ama üzülüyorum. Kendimi değiştirmek için neleri vermezdim ki. Adım Tutku tüm tutkularımın esiriyim. Kendimin efendisi ve kölesiyim. Yapmamam gereken herşeyin başrolündeyim. İnanmamam gereken herkesle en samimiyim. Kandırılmak konusunda elime su dökeni kezzapla eritirim. Gözüme hoş gelen tek bir kelime uğruna bir 70lik deviririm. Anlamı olmasa da olu...

Rakı ne dedi sana

Hayat ahtapot gibi tüm kollarını boynuma dolamış sınıyorken ben süngerbob gibi içiyorum. Normal bildiğin içiyorum saçma sapan oynamalı tüm şarkıları dinleyerek saçmalığın dibini mezeye bana bana içiyorum. Eskiden ağlamalı isyan bayraklı şeyler dinlerdim devrim değişti demekki. Lale devrimdeyim bakalım Patrona Halil isyanı ne zaman çıkacak.  Bu alkol millete ne etti bilmem ama bana sadece inceden kafa yapıyor. Alkol tüm kötülüklerin anası değildir arkadaşlar tüm kötülüklerin anası insandır kandırmayalım birbirimizi. Bardaktaki sıvı nedEn ayıp olabiliyor. Günde 398 adet kahve detox içeceği çay görüyorum onlardan farkı ne ki içen fullhd terbiyesiz olsun. Ben onları da paylaşıyorum bunu neden saklayarak içmeliyim ayıp yada gizli bişey değilki evde    içiyorum bunda kötü olan ne olabilir. Aklım almıyor mantığını. Alkolü ayıp yasaklı kılan dine uygun olmaması mı. Hocamıyım ben yada müftümüsün sen instagrama RTÜK mü geldi hayırdır. Her yazımda üç durakta Allahı anımsayan ben değ...

Beyin < mide

Mide beyinden akıllı diyorlar haklılar    hazmedebildiğini bağırsağa edemediğini ağıza gönderiyor beyin öyle mi  🙇🏼‍♀️  çöplük gibi ne ararsan var her şey kabak gibi ortada . Beyinin boşaltım sistemi sözcükler. Doğru kişiye doğru kelimeleri bulursan ne ala. Aksi taktirde ortalığa sıçmış gibi oluyorsun ve kokuyu alan ebediyete yürüyor. Ben hayatım boyunca uygun kelimeleri tutturamadım. Anlamak isteyen susarakta anlayabilirdi hep sessizliğimi tanıyanlara yakın oldum. Susmam bir anlam ifade etmiyorsa konuşmam çok gereksizdi. En çok susarken anlaşıldım, öyle çok sustum ki sonunda fazla netliğin verdiği rahatsızlıkla saçmalamayı buldum. Şu an susmam veya konuşmam hiç kimse için bi şeyler ifade etmiyor. İki türlü yanlış anlaşılmaktansa yanlışın kendisi olmak çok kolay. Pirinçteki taş olmayı tercih etmedim. Ayrıca ben taşsam onlar fırındaki mercimek.  Eğer yaşadıklarımız uyanmak istediğimiz ama sesimizi bir türlü duyuramadığımız bir kabussa. Doğada plastik  ...

Nihal tek nefeste sönüverecek bi çiçek! Peki ya Bihter...

Buz çiçeğimi çok seviyorum ama öyle dümdüz bi sevgi değil üç senedir şizofrence sohbet ediyorum. Vitamin veriyorum suluyorum ıslanan yapraklarını kuruluyor evin en güzel yerine koyuyorum. Aramızdaki ilişki böyle delice sürerken Çiçek son taşınmamla birlikte tribe girdi küstü resmen yaptığım onca şeye rağmen  açmayı bırak delirmiş gibi ölüyor. Ölme aq nereye böyle diyorum yoook ’bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz’ diye haykırıyor. Dedim öyle mi, dedi öyle. Yallah ozaman balkondaki en güneşli ennn sikindirik köşeye akşama kadar sallan dur tavandan aşağı. Yüzüne bakarsam şerefsizim hadi bakalım. Kıyamadığım, ağzımı gözümü sulandıracak güzellikte olan yapraklarını da bir güzel kestim attım öl aq deyip iki hafta sulamadım. Sonuç ne oldu sizce. Pembe pembe çiçekler açıp yeni fideler çıkardı. İlla ağzına sıçmam mı gerekiyordu. Bilsem toprağından köklerini ayırıp beş gün buzlukta tutardım. E o kadar sohbet ettik benden aldığı ders bu mu oldu yani. Ardından yıkılacağımı mı sandı. Subliminal...

Canım yaradan her yerim yara’dan..

“Anne ben iflah olmam. Benden hanım kız olmaz. Ben al yazmalı olsam, İlyas'ı seçerdim.” Kafamda dönen jeneriği susturamıyorum. Sahi sevgi neydi. İnsanı gerçek bir insan yapan eşsiz duygu. Gözlerindeki ışıktan anlaşılıyor bir insanın ne kadar sevildiği. Sadece sevildiği değil yorgunluğu da öyle. Mat ve boş bakış lenslerimleyim. Peki mutluluğuma mutlu olup?! sıkıntıma zerre üzülmeyen beni seviyor sayılırmıydı.    Nasılda basit cevabı ama beyin kıvrımlı. Derdime üzülmeyen ağlarken yanımda olmayan giderken nereye    diye sormayan sinirden kendimi parçalarken duvar olan beni seviyor öyle mi.. Keşke bende insanları    böyle kafama boş zamanlarımda hobi olarak takarak sevsem. Sevgi anlayışım bambaşka. Beni eldivenle sevene zihnimde koca koca parseller vermem aptallığımın faizi,katlanarak artıyor kahrımdan ölüyorum. Böyle olmasını ben istemedim. Ne çok kullanır oldum bu cümleyi. Sen istemedinde kim istedi aq diye kendimi yiyorum içimden. Kadere teslimiyet imanla al...

Çaresiz/siniz

2 yıl olmuş dönüp dolaşıp aynı yarada olduğumu görüyorum. Dermanı benim elimde olmayan her saniye kanayan baktıkça kafamı duvarlara vura vura ölmek istediğim o yara. Üzerine düştükçe geçmiyor öyle ki ölsem yine geçmeyecek biliyorum, ölemiyorum. Bakmıyorum yokmuş gibi davranıyorum kendimi dünyanın en saçma en gereksiz şeylerine veriyorum ruhumu çocuk kandırır gibi kandırıp günü atlatıyorum yine değişen tek şey tarihler oluyor. Her yazdığımı kişilere aşka yada egoma bağlamanızdan sıkıldım hastalıktan bahsediyorum. Yazdığım herşeyi evrene sabitliyorum Onu ciddiye aldığımı düşünmesini istemiyorum. Ruhum sızlıyor kalbim eziliyor kanım beynimden ılık ılık akıyor vücuduma çığlık atmak istiyorum. En hassas yerden sınanıyorum ve bunu yaşamak yerine izleyen taraf olduğum için kendimden nefret ediyorum her şey yine benim yüzümden miş gibi tek suçlu benmişim gibi dünyada yapayalnız kalmışım gibi gömülmekten korkmuyormuşum gibi. Ben ben olmaktan öyle yoruldum ki. Kaderim beni bana düşman etti. Geçe...

Başlamayı bilmediğim gibi bitirmeyi de bilmiyorum

Başlamayı bilmediğim gibi bitirmeyi de bilmiyorum. Sen başlattın diyemeyeceğiniz kadar aptal, bitiren olamayacak kadar vicdanlıyım. Nokta koymayı atar gider yapmayı rest çekmeyi hobi olarak yapıyorum ama neden özümde bir salkım üzüm kadar kendimden habersizim. Sonunu bildiğim için başlamak istemiyorum,sonunu bildiğim için bitiren olmak istemiyorum. Her şey çok bilmekten geçiyor peki kabul çok bildiğimi sanmamdan geçiyor. Bok biliyorum aynen.    Bildiğim tek şey hafızamda bitmiş olarak değilde yarım kalmış olarak anmanın canımı daha az yaktığı. Bitirmek acı verir    ben niye veriyim banane. Kimse benim kadar vicdanını sorgulamıyordur ki. Eyvallah deyip yoluma devam ederken kendime kaç defa eyyyyy gerizekalı vallah yanlış yapıyorsun diye uyarı fişekleri patlatsamda yok canım ben geri viteste yapmıyorum. Dümdüz insanım ben ya. İnsan neyi kınıyorsa ona dönüşüyor ben hep dümdüz olanları kınım kınım kınarken şu an ne yapıyorum. Bir şey varsa vardır yoksa yok acabalar vites...

Hatasız değişensiz

Eşi dostu akrabayı üç kuruşa sattık şimdi arabalar kol gibi zamlanmışken acaba dedim ne satsam daha cümle bitmeden on tane müşteri çıktı satıyorum demeden sattım. Hiç biri senin kadar sızlatmadı vicdanımı hay ben çenemin ayarını... Gözlerimin içine baka baka satma beni diye ağlıyor kafamın içinde doktorlar ağla kalbim çalıyor O ela bende düğün günü elayı terkeden Levent’im. Parayla alınan hiçbir şeye önem vermem ama arabam benim için cidden bebekmiş bebekti yazamayacak kadar hassasım şuan. Neye hassaslaşacağım benim içinde sürpriz oluyor ama arabayı satmak baya kötü oldu. Araba almaya inat uğruna çocuk sallarken karar verdim hiç param yoktu ve resmen ben o parayı yarattım o yüzden bendeki yeri çok başka kimseden yardım almadan aldığım için çok seviyorum oda beni çok seviyor ki bir kere bile canımı sıkmadı bebeğim benim. Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim diyip kapısına dayanmak istiyorum. Beni özleyip bozulacaksın biliyorum lütfen bozul. Kötüyüm ben ya banane bozulsun oof. Yen...

Hiç anlatasım yok.

  Geçen yazdığım anneler günü yazımı okuyanların yarısı annem yok sanmış ağlaya zırlaya geri dönüşler aldım. Olm annem var ama sayenizde yazmaya küstüm yaa şampuan arkasındaki yazıları bile anlamaya çalışarak okuyorum ben. Tamam beni anlamanızı net şekilde beklemiyorum bende anlamıyorum zaten ama    ne kadar saçma yazıyorsam siz rica ediyorum beyninizi kullanarak okuyun. Hatta okumayın ya kafamızın içi hariç herşeyi okuyanı da gördük. Zaten burda ne yazsam herkes bir ucundan tutup başka yere çekiyor instagram paylaşımlarım aynı şekilde. Siz hayırdır ya. Ne bu şiddet bu Celal.   Hiç işim yok gibi affetme seanslarıma devam ediyorum. Gerçekten dünyanın sonu gelmiş kesin bilgi. Mantar gibi 8,6,1 yıl önce sildiklerin pıtır pıtır karşıma çıkıyor hiç aklıma gelmeyecek insanlara oldu o zaman görüşürüz diyorum. Sahi görüşürmüyüz ya. Of sıkıntıya girdim ne biliyim hepsi kedi gibi miyav miyav bacaklarıma dolanınca ne dicem bilemedim. Biliyorsunuz her zaman kalp kırma kaf...
Aradığım samimiyete o an ulaşamayınca içimde eser miktarda bulunan insan sevgisi oracıkta topuklarımdan toprağa topraktan fidana fidanlar koca koca kütüklere dönüşebiliyor. Yazmak istemiyorum bakir topraklarım fethedilmiş gibi tüm düşüncelerim ortalıkta dolaşıyor. Zaten içimi kendime saklamayı hiç bilemedim aklımdakini karşımdakine aktarmam bir bakışlık. Öyle karda yürüyüp izini belli etmeyen bordo bereliler her zaman parmak ısırtır bana, abi nasıl yaaa. Nasıl bu kadar poker face olabiliyorsunuz. Yada şöyle sorayım herşeyi kendinize nasıl saklıyorsunuz.. Bencillik bu hemde sinsilik biraz itlik fazlasıyla serserilik. Madem yazıyorum anlatayım aldığım muhteşem ötesi kararla ite köpeğe yani tanıdık tanımadık herkese olabildiğince pozitif olmaya karar verdim. İnşallah şizofreni derecelerimle oynamış olmam ama gerçekten buna ihtiyaç duyduğumu farkediyorum. Okullarda ders olarak anlatılması gereken bir yakınımı kaybettim.    O böyle bir insandı ben neden olmayım diye düşündüm, mil...
Anneler günü Benim için dram filmi tadında geçen, günler öncesinde çıkan aptal reklamlara ağlamaya başladığım, kesinlikle olmaması gereken, çocukluğumdan beri en sevmediğim, empati yapmayı sadece bugün becerebildiğim annesizliği ve anne olamayanları düşünürken nefes alamadığım lanetli gün.  Annemin anneliği anlatılmaz yaşamak benden başka bir ortağa daha nasiplendirmiş tabiki ben ilk olduğum için en çok bana adanmış ömür sonradan gelen bok yemiş  🙄  konu annem olunca gerçekten üç yaş seviyesinden asla çıkamıyorum iliklerime kadar kıskanıp alnıma canım anam yazıp kendisini de baza altına saklayasım geliyor. Uyandığımı anlamam için annemin sesini duymam gerekiyor annem uyanmadan bana gün doğmuyor. Bu bendeki sevgiden öte bağımlılık. Annem beni büyütmemiş etrafımızdaki herkesi bana nasıl davranacaklarına karşı eğitmiş. Ben her zaman ne istersem olur diyorum ya ,he işte onu benim dna ya kodlamış. Tabi bu eğitilmez eğitim sisteminden dolayı kendisine yaşatmadığım Çin iş...
Merhaba ortanca çiçeğim Bu defa cinnetimden ayrı yazıyorum. Her sinir krizim geldiğinde elime telefonu alıp annıhisajwıwkajsmw diye sağa sola salladığım için muhtemelen iç sesimin suretini ateş başında ayin yapan bir yamyam olarak düşünüyorsun aslında doğru 🙄  ilk çağlarda yaşasaydım öfkeden ateşi bulabilirdim gergedan eğitebilir tarımı seve seve geliştirirdim ama günümüzde maddesel herşeyi bulmuşlar bana boş yapmak kalmış gibi. En sıkıcısını bize bırakmışlar sanki hepsine eyvallah ama parayı bulanla kişisel meselem var binlerce yıl öteden hepimize iş koydu adam valla hepimizden çok yanması lazım yoksa olay çıkarırım  🙇🏼‍♀️ abicim sen naptığının farkındaymıydın acaba  😒 senden sonra kredi kartından öteye gidemedik dünya alem insanlıktan senin yüzünden çıktı allah belanı vermiştir umarım  🙇🏼‍♀️  Biraz günümden bahsetmek istiyorum. Zaten bu konuya nasıl geldik hiç bir fikrim yok Bugün nefes almak için aylar sonra kendimi dışarı attım. Bulutları izledim...
İnsanların düşüncelerine değer verirsen herkesi kazanabilirsin. Ama bunun için eğer şanslıysan kendinden ödün vermen gerekiyor şansın yoksa canını bile versen sevilmeyeceksin. Sevdiğimiz insanlara karşı zor olmayarak o kadar basitleşiyoruz ki değer vermeye gerek duymuyorlar. Saksıdaki çiçeği sevip kaldırımdakinin ezilmesi ulaşılmayan herşeyin kusursuz güzelliği gibi. Filmin sonunu bilerek heyecanla izleyip film bitince yönetmene kızmak tamamen senin aptallığın. O film bir kere çekildi, insansa tek tip yaratıldı. Tüm kartlarımı açık oynamaktan vazgeçemiyorum. İnsanlar o kadar alışmış ki kafalarında soru işaretiyle dolaşmaya taktik maktik olmadan konuşana yaklaşmaya korkuyorlar. Ben aklımdan geçeni söylemediğimde o saniye bir avuç saçım beyazlıyor  🙄  Sana kendimi süslü cümlelerle pazarlamıyorum, senin gözünde sevimli durmak beni minnoş bir ev kedisine dönüştürecek diye aklım çıkıyor, ben vaşak hayvanı olmayı seçiyorum.    Fazla yırtıcıda değilim kediler hep biz...
383 gün süren Mart ayından sonra Nisan ayı üç saat sürdü mayısta ne olacağı merak konusu. Bütün bu olanlar biz çok azdığımız için miş çoğunluk aynı fikirde. Azmasaydınız o zaman orospu çocukları demiyorum sadece soruyorum ne yapmış olabilirsiniz ? Tüm dünyanın dengesini değiştirecek ne yapmış olabilirsiniz. Ben hiç bişey yapmadım yani yaptıklarım dünyayı pek ilgilendiren şeyler değildi diye düşünüyorum ilahi adaletten yediğim ayarlar sadece benim ayarımı bozacak kadardı. Çok güldük daha çok ağlıcaz diye sızlananlar size bomba bir haberim var totem yaptım  korona benim evdeki sıvı sabun stoğumla aynı anda bitecek çok kasmayalım kendimizi en fazla üç ay daha ev hapsindeyiz. Bitince beynim ve bedenim birbirinden koşarak uzaklaşacak ve üniversite yıllarıma geri dönüp parklarda sızıcam. Amin yazsam mi ya 🙄  bi bokluk çıkmasın sonra. Evde ağır yaşamlar çekiliyor. Ramazan’da kilo almayı başaran vücudumdan davacıyım. Yokluk içinde varlık çekmek nedir ya ben nasıl terbiye edicem...
Düştüğümde kendi kendimi kaldırmaktan, ağlarken gözyaşımı kendim silmekten, her an her kazığa hazır tetikte beklemekten, acabalar içinde yüzmekten yo-rul-dum. Sırtımdaki bıçaklardan kevgire döndüm. Hassas olduğum tek bir konu ve bu konuyu anlattığım tek bir insan varken iki günde bir en derinden sarsan o insanı herşeyden üstün tuttuğum için konuyu kapatıyorum görmemiş duymamış  bilmiyor gibi yapıyorum. Ben bu değilim. Ben bu kadar affedici olamam. Olmamalyım. Allahım lütfen bu kadar aptal olmama izin verme artık. Yaşarken gömmek istemediğim tek insan beni neden un çuvalı gibi yumrukluyor. Böyle ölüyorum yapma diyorum defalarca öldürüyor. Çocuklar gibi köşeme çekilmiş ağlarken bir yanım sürükleyerek kaldırmaya çalışıyor beni. Kendimden o kadar yoruldum ki. Bırak beni ağlayayım,bırak güçlü olmak zorunda değilim kabullen güçlü felanda değilim. Hatta bir sır vereyim bütün bu yaşadıkların güçsüzlüğünden.. Böyle konuştukça daha da artıyor nefretim daha çok ağlayıp daha çok kızıyorum ...
Çalışmaktan tüm hücrelerimle nefret eden dışarı çıktığım anda geçirmedik alerjik reaksiyon bırakmayan ben eve taparcasına aşık olan ben aslında asosyal olmadığımı, evin cinnet geçirmeye müsait olduğunu, dışarda kendimle başbaşa kalmadığım için daha normal muhabbetler döndürdüğümü farkettim. Ne zaman kapattık kapıları dünyaya, kaç gün kaç ay oldu hangi yıldayız kaç mevsim döndü durdu tepemizde. Ben eve değil akmayan hayata küskünüm. Saat sabahın altısı olmuş banane günlerden hangisindeyiz ben hep cumartesi gecesi gibi yaşıyorum mesela. Saçlarım artık bildiğin koyu kestane. Ne zaman açılacak kuaförler. Anneme gitmeyeli kaç asır geçti. Ben kendimi ilk defa yüksek yüksek tepelere evini kuran gerizekalı damada gelin giden aptal gibi hissediyorum. Her gün rüyamda astral seyahate çıkarmaktan yoruldum. Saçma sapan yerlere gidiyorum rüyamda bile adresi tam tutturamıyorum. İzleyecek dizi de kalmadı herşey çok saçma. Temizlik yaparken bir kapak kovaya iki kapak fondip anasını sattığımn dünyasın...
Kafamın içinde filler koşuyor yine uyuyamadım. Başı ağrıyan insanlar nasıl uyuyor hiç anlamıyorum.Karantina leş gibi gidiyor. Herkes gibi sürekli yiyor boş boş bakıyor    çıldırmış gibi temizlik yapıp uyumaya çalışıyorum. Masalı eğlendirmek dışında hiç bir aktivitem kalmadı. Buraya yazdığıma göre karıştıracağım hiç bi profilde kalmadı. Biraz mutlu olmam için yarım saat güneşte bekletiyorum kendimi iyi geliyor. Dünyanın uydusu aysa    benimki güneş. Allahım sen güneşe tapanları bari affet. Güneşten sonra tapılacaklar listemde sıcak hatta kaynar suda duş var. Biraz vücudum yanacak ki yaşadığımı farkediyim bunu soğukla deniyorlar ama ben yeterince soğuk bir insan olduğum için ver yansın. Neyse sanki kafamda beş kişinin boku varmış gibi her Allah’ın günü saçlarımı hunharca 58 kere köpürttükten sonra o köpüklerin vücudumdan akması, lan yoksa arınıyormuyum diye düşünüp allahım negatifi gönderdim pozitifi yüklediysen çıkıyorum bak diye düşünüp banyoda geçen 78 saat sonun...
Banyodan çıkmış sobanın kenarına oturuyorum yarın pazartesi ilk ders matematik fazlasıyla bunalmış hissediyorum keşke diyorum on yıl ileri gitsem yaşamasam bu kabusu derken sobanın çıtırtısında uykuya dalıyorum hooop bu güne gelmişim. Anam ağlamış bedenim bile yorgun görünüyor Ama o matematik dersine girmemişim. Okul bitmiş evlenmişim işe girmişim doğurmuşum “anne” olmuşum kocaman kocaman sorumluluklar başıma taş olup yağmış ama kurtulmuşum sabaha önlük giyip okula yürümekten. Düşe kalka yürüdüğüm yollarda sürüklenip yinede uyanamamışım o uykudan. Matematik dersinden sonraki teneffüste kaloriferin yanında minicik eteğimle boş yaptığım zamanı deli gibi özleyip kalmışım bu günde.    Okul çıkışı eve kadar sallana sallana yürümelerim yürürken fındık kadar dünyamda hayatı sorgulamalarım..  Değişmeyen tek şey sorgulamalarım birazda memnuniyetsizliğim tamam.  Ne istiyordum ki zaten. Sonsuza kadar sobanın kenarında uyumak mı (soba zehirlenmesi  🤦🏼‍♀️ ) yooo. ...